Büyüklen(ME)!

Kibir, gurura kapılma ya da büyüklenme… Adına ne derseniz deyin sonların en fecisi olduğu kesin.

Tereddüdün somut hali olan ve öz güven bakışlarını biçen soru işareti, bir işe başlarken yer eder insanın içinde. Fakat öyle bir başlangıç olur ki kişinin kendi bile şaşırır.Beynini kemiren “acaba”lar hala az da olsa kendini hissettirse de kusursuz devam eden her şey beklentilerin üzerinde netice verdikçe bazı şeyler yer değiştirmeye başlar. Başarıyı birinci tekil şahsın haricindeki zamirlere atfettiği  “-den” ekini sadece “ben” zamirine izafe etmeye başlar. İşte tam o anda olur ne olursa. Kafasına gök taşı düşer, bir kaşık suda boğulur falan. Halbuki o ana kadar tabiri caizse dört nala gidilmiştir. Ama nerden geldiği bilinmez küçük bir çakıl taşı dengeyi kaybedip duvara kafa atarak başımızın karpuz gibi yarılmasına sebep olur.

En kötüsü de bu değil midir? İşin başında olsa “kötü başlangıç” dersin. Ortasında “gücüm bu kadar” der psikolojik olarak kendini olumsuz sona hazırlarsın. Lakin sona gelmişken hem de her şey muhteşemken bir anda tepetaklak olmak reva mıdır? Görünmez bir silgi kendine (ben) eklemiş olduğun “-den” ekini silerken aynı zamanda o eki almış olduğun diğer zamirlerin de (sen, o, siz, onlar) hışmına uğrarsın.

Mesela bu sezon (tarih 2012) fırtınalar estiren Messi’li Barcelona ile Ronaldo’lu Real Madrid takımları… Rekor üstüne rekor kıran Messi’nin kadrosunda bulunduğu ve favori gösterilen takım olan Barça şampiyonlar liginden elendi. Real de öyle. Hem de Messi ile Ronaldo’nun kaçırdıkları penaltıların bu yenilgideki büyük etkileri nedeniyle.

bald-eagle-with-turtle-vicki-harbour.jpg
Kibir

Kibir kartalların önce en yükseğe çıkarıp sonra yere bırakarak kabuğunu kırdıkları kaplumbağa gibi aynen. Kuşun pençesinde yükseldikçe havalanan ego, kanadı kuşun değil kendisinin zannettiği anda ipsiz bir “bungee jumping”e başlar. Ve kibir o kadar kötü bir davranıştır ki geri dönüşü olmadığı gibi telafisi de mümkün değildir. Bu hızlı tepki, cezası daha dünyada verilen zulümde bile yoktur.

Elhasıl “büyüklenme” “küçüklerin” haddi değildir. Ona layık olan “tek büyük” vardır, o da malum.Öyleyse gerçek “büyüklük” “küçüklüğünü” bilerek “büyüklerin merhametine sığınmaktır.

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s