TATLI KAVGALARIMIZ

1a4dce83f634d599b641b249ae1b2855

Hatırlar mısın

o eski günlerimizi

Sık sık kavga ederdik seninle

Hep senin başlattığın

daima benim bitirdiğim

tartışmalarımızın nedeni

ceviz kabuğuna bile fazla gelirdi.

Sonradan ise zaten

neden kendimizi hırpaladığımızı

niçin birbirimizi kırdığımızı

ne sen hatırlardın ne de ben

Karşılıklı oturmuş konuşurken

gözlerimiz birden kıvılcımlaşır

alev topuna dönerdi.

Roma senin yüzünden yanar

Bağdat benim emrimle küle dönerdi

Etna sen olurdun Vezüv ben…

Halbuki kavuşmak için ne  gemiler

yakmıştık…

Artık yanan gemilerin ardında

benim bitmeyen gururum

senin sönmeyen inatçılığınla bir olur

yenilmez bir savaşçı edasıyla

çıkardı karşımıza.

“Ben”ler hep haklı olup

“Sen”ler haksızlığa mahkum edilince

küçük çocuklar gibi küserdik birbirimize.

Sen yatağında

yönleri beğenmezken

salondaki kanepe beni öylesine kucaklardı ki

sabahları yedi büklüm giderdim tuvalete

***

Sen sabah erken kalkardın

Mutfakta domatesi al kana boyarken

dişlerim yastıktan alırdı hıncını

Kahvaltıyı hazırlayınca

ürkek ceylan gibi

başucuma dikilir

ve bana dokunmadan

“kahvaltı hazır” derdin

Sözlerin her ne kadar

“istersen gel” dese de

gözlerin “ne olur gel” şiirini mırıldanırdı

Buna için için sevinir

ama sana belli etmezdim

Esneyerek uyanmış numarası yapar

battaniye yerine senin tavrına bürünürdüm

Otururken sofrada

“Şekeri ver” tarzı ricalar

aynı naziklikle

“kalk kendin al” cevabına dönüşürdü

akıbetinin ne olacağını bile bile…

***

Fakat çok sürmezdi bu dargınlık

Ben açmış okurken

günlük gazeteme

sen masaya koyarken taze çıtır ekmeğe gizlenirdi

birbirinden gizli kaçamak bakışlar

Nihayetinde

“CAN”ın “CANAN”ıydı yüreğinden yaralanan

onu vuran ise “CANAN”da yaşayan bir “CAN”

Diller diyeceğine pişman

elimiz uzanırdı masadan

Şekerliği önce ben tutardım

sonrasında ise benim elimi sen…

O tatlı dokunuşun

“bırak şekeri yerine beni al

hayat çayında şekerin olayım”

derdi adeta

Arkasından gözlerim

dem buğulu gözlerine takılırdı

reçel gibi içine akıp

yumurta kadar kırılgan kalbini görünce

ruhumun o katı acısına rağmen

tereyağına dönüşürdü vicdanım

İşte o an

kenetlenen parmaklar

tek yumruk olur

masa boyunca uzanan kollar

Boğaz Köprüsü gibi iki bedeni bağlardı birbirine

yarısı pamuk yarısı çelik

Sen defalarca özür dilerdin benden

bense yemin ederdim

Bir daha, derdim

Bir daha seni asla üzmeyeceğim

Ve seni kucağıma alır

döndürürdüm kendi etrafımda

kanepe ve yatağın kıskanç bakışları arasında

tit

 

Reklamlar

TATLI KAVGALARIMIZ” üzerine bir yorum

  1. Elbette bir gönül başka gönle muhtaç. Muhtaç olmasaydı sevgi denen mana da olmazdı.
    Mevla gönülleri sevgisiz bırakmasın sayın hocam.

    Saygılar.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s