Zihin Okuma

Metafizik mi, bilim kurgu mu? Fantezi mi yoksa yakın gelecekte gerçekleşecek bir olgu mu?

Beyin okuma yada düşünce okuma az çok herkesin ilgisini çekmiştir. Karşısındakinin ne düşündüğünü bilmek, bazen merak bazen kendini savunma hissi olarak ortaya çıkabilir. Sebebi ne olursa olsun hem günlük hayatın hem de bilimin cevabını aradığı soru olması hasebiyle enteresan bir mahiyeti arz ediyor.

Beyinde oluşan elektrik ve dalgalar sayesinde fizik ve tıp bugün bu konuda bir şeyler mırıldansa da kat edeceği  daha çok yol var. Evet, beynin sinyallerini algılayarak hareket edebilen kol-bacak gibi organlar üretildi. Kişinin basit tercihlerini anlayabilen makineler icat edildi ama fantastik anlamda muhatabının fikrine henüz nüfuz edilebilmiş değil.

Mel Gibson’un “Kadınlar Ne İster?” (orijinali “What Woman Want”) filmi hayatımda dikkatimi en çok çeken filmlerinden biri olmuştur. Film, bir kaza sonucu kadınların -dişi hayvanlar da buna dahil- aklından geçenleri okumaya başlayan bir adamın başından geçen ilginç ve komik olayları ele alıyor. İşin merkezinde kadın oluşu konunun tabi daha gıdıklayıcı olmasına sebep oluyor. İzlemeyenlere tavsiye ederim.

kadinlar-ne-ister

Mekke’nin fethi sırasında Ebû Süfyan (ra) “Acaba ordu toplasam ve bir daha savaşsam ne olur?” diye aklından geçirmişti. Henüz yeni müslüman olan Ebu Süfyan‘ın İslamiyet’i önceki hayatına bakarak bunun kendi açısından mantıklı olduğunu söylenebilir. Ama din salt mantık değildir ki. Zaten tam bu düşüncelere daldığı sırada peygamberimiz (sav) başucuna dikilip “Allah o zaman da seni yine hakir kılar” buyurdu. İçinde sakladığı düşünceleri aşikar edenin peygamberimiz (sav) olduğunu görünce şaşırdı ve “Vallahi sen Rasülullahsın!” dedi.

Sizi bilmem ama ben mucize ve kerametlerin bilimsel bir yönünün ve açıklamasının olduğunu düşünür ve inanırım. Ki bugün Kur’an-ı Kerim’de yer alan mucizelerle yola çıkarak bazı icat ve keşifler yapıldı.

Afrika yerlilerinin uzaktaki kişilerle iletişimi, uzaylıların telepati yoluyla anlaşması belki de bize fikir verebilir. Nasıl olduğu ya da olacağı aslında çok da umrumda değil. Beni esas celb ve cezb eden olduğu taktirde hayatın benim açımdan nasıl olacağı.

dusunce-okuma

Düşünüyorum da, karşımdakinin düşüncelerini okuma gücüm olsaydı herhalde ilk yapacağım şey çevremdeki insanların hakkımdaki gerçek fikirlerini öğrenmek olurdu. Yüzündeki gülümseme gerçek mi yoksa, içindeki kurdun koyun postuna bürünmüş hali mi?  Beni övmesi hayranlık-nezaket sularında yüzmesinden mi, köpüklü kıskançlık dalgalarıyla boğuşmasından mı? Sözleri ve davranışlarındaki mana benim baktığım yöne bakıyor mu değilse bakışımı ne yöne çevirmem lazım; acaba gözleri kapalı boş lakırtı mı ediyor, belki de şaşı-bak-şaşır yaparak benimle eğlenme peşinde?

Tabi bir de en yakınlarının senin haricindeki diğer düşüncelerini de bileceksin. Açıkçası ben bu duruma düşmek istemem, isteyen birinin çıkacağını da zannetmem. İçi okunan insan çıplak gibidir. Düşünceleri röntgenciliğe maruz kalır, beyni tecavüze uğrar. Gerçi insanın da içi pir-ü pak değildir ya! Lağım kokulu düşüncelerimiz açığa çıksaydı en sevdiklerimiz ışık hızıyla yanımızdan kaçardı.  Dostumuz kalır mıydı, pek sanmam. Zaten bunu bilen kurban olduğum Yaratan, “Settar” ismiyle örtüyor ayıp düşüncelerimizi. Kötü niyetlerimiz fikirden amele geçmedikçe de günah olarak yazdırtmıyor Kiramen Katibin meleklerine.

zihin-okuma

Bu işin en güzel yanı dostunu tanıma açısından olduğu kadar düşmana karşı gardını alma yönüyle de insana güven vermesi olurdu herhalde. Bir düşünün, platonik saf aşık aldatıldığını fark edecek, ebeveynler evladına farklı niyetle yaklaşan sapıkları tanıyacak, müşteriler kendini aldatmaya kalkan esnafı tüccarı bilecek, devlet başkanı diğer ülke yöneticilerinin gizli planlarını deşifre edebilecek, yalanın çatal dili kimseye uzanmayacak… 

Güzel değil mi? İnsanın hoşuna gidiyor. Devam edelim o halde. İşte düşünce okuma yeteneğine sahip olunduğunda yapılası işler listesi:

  1. Kötü gibi görünen davranışların ardındaki iyi niyetleri sevmek
  2. Güzelliğin en saf halinde sarhoş olmak
  3. Doğrusunu bildiğin yalanı dinlemek
  4. Ukalalık taslayan boş tenekeleri bilgiyle dövmek
  5. İşlediği günahtan nedamet getirip tövbe eden kişinin cızırdayan ciğer kokusunu almak
  6. Kimse tarafından fark edilmeyen insanların hikayelerini okuyarak onlara tutunacak bir dal uzatmak
  7. Kötü iç sesini bastırmaya çalışırken kendini ele veren gencin al yanaklı hayasından utanmak
  8. İkiyüzlü insanların riyakarlıklarını ifşa edip yüzsüzlük derecelerini ölçmek
  9. Menfaat için yalakalık yapanı yalama krizine sokmak
  10. Zekasıyla övünenleri kendi düşünceleriyle küçük düşürmek
  11. Sahte pozlarla mutluluğunu ispatlamaya çalışan sahtekarların iç yüzünü afişe etmek…

dusunceler.jpg

Umutları, arzuları, hayalleri, kırgınlıkları, hırsları, heyecanları, sevinçleri, aşkları, merhamet gösterişleri, nefretleri, hüzünleri, kibirleri, tevazuları, çekinceleri, tedirginlikleri, endişeleri, şüpheleri, kaygıları, şaşkınlıkları, kızgınlıkları, merak ettikleri, utandıkları, sırları, günahları, sevapları, yaşanmışlıkları, anlam veremedikleri, vicdanlarının sesleri, iç muhasebeleri, muhakeme edişleri, affedişleri, pişmanlıkları, tabuları, korkuları, hisleri, fikirleri…  Yasakmış demeden, mahremmiş dinlemeden karşıma çıkan her insanı tüm yönleriyle okumak isterim.

Bu yeteneğin kötü kişilerin eline daha doğrusu beynine geçmesi durumunda olacaklar tahmin bile edilmez. En alçakçası da fikir hırsızlığı olurdu bu durumda. Başkasının en kıymetli hazinesini çalmak. Ancak şunun altını çizmek gerekiyor: İyi veya kötü bu yeteneğin kapasitesinin sınırlarını zorlayacak şekilde kullanabilmek iyi bir zekayı gerektirir.

Xavier

X-Man‘deki Profesör Charles Xavier gibi  telepatların  zihin kontrolünden bahsetmiyorum. O başka bir mesele ve birinin iradesini ele geçirme işinden hiç hoşlanmamışımdır. Zira bilinci ve duyguları elinden alınarak adeta mankurtlaştırılan insan görünümlü yaratıklar korkulası varlıklardır.

Zihin okuma yeteneğim olsa başlangıçta hoşuma gitse de ilerisi zamanlarda aynı şekilde hisseder miyim? Süper güce sahip kahraman mı olurum yoksa lanetlendiği boyutta sıkışıp kalmış bir zavallı mı? Hiç biri umrumda değil. Servet-şöhret-şehvet ya da kasa-masa-nisa üçlemesinin üçünü verseler de istemem. Düşünceleri okusam bana kafi. Zaten o olduktan sonra diğerleri onun ardından istemese de gelirler 🙂

Reklamlar

Zihin Okuma” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s