Beklenti

“İnsan beklentisi kadar mutludur. Formül: Sıfır beklenti, sonsuz mutluluk.” (Robin Sharma)

Kendinden başkasından medet umma…

Sevdiğin, güvendiğin insanların yardımına güvenme…

İyilik yaptığın kişiden karşılık bekleme…

Beklenti içine girme, neticesi insan bünyesinde onarılmaz hasarlar veren bir trojan. Doğamızda var olan ümit etme duygusundan beslenen bu kör olası virüs insan ruhunu ele geçirmeye görsün! Oldurma vaadiyle kafanı doldurur ama seni öldürmeyecek umut kırıntılarıyla yaşamana ancak müsaade eder. “Belki”, “Bir umut”, “Neden olmasın?” gözlüğü ile gerçekleşme ihtimalinin şans oyunlarından bir fazla iki eksik oluşunu fark edemez hale gelirsin. Ve bu uysal kediyi gün geçtikçe içinde besler, dev aynasında aslan ihtişamını seyredersin.

teoman-beklenti.jpg
Böyle diyordu Teoman…

Misalle devam edelim. Araban vardır; şükrü gerektirecek modelde, kendine baktıracak güzellikte. İhtiyaç halinde çevrendekilere emaneten verir işlerini görmesine vesile olursun. Çok da iyi edersin. Zira hastası olan birine vereceğin o araç dua olur, başka işlerini hallediverir. Hatta bazen araban istenmeden verirsin. “Al anahtarları kardeşim. Bu hafta sonu çoluk çocuğunu gezdir.” dersin. Minnet ve şükran duygularını hissedersin. Ancak bu dualar, minnet duymalar, teşekkürler devran dönünceye kadardır. Mecbur kalıp arabanı sattığında senin arabanı verdiğin kişiler de araç sahibi olmuştur. Düğün vardır, cenaze olur, misafirin gelir vs. vs. Araba şart olur. Yapacağın iş belli. Gidersin eskiden arabanı verdiğin kişilerin kapısına. Mazeretini söyleyeceksin ve sen daha arabasını istemeden halden anlayıp arabasının anahtarlarını verecek o arkadaşın. “Al dostum, lafı bile olmaz.” diyecek. Sen de “İyi ki zamanında ona bu iyiliği yapmışım. En azından şimdi istemeye yüzüm var.

Sen bu düşüncelerle arkadaşının zilini çalarken kapı açılmak bilmez. Israrlı çalışların ardından açılan kapıdan donuk suratlı ev sahibini görürsün. Heyecanla ihtiyacını söyleyerek anahtarı alıp gitme peşindesindir. Halbuki tüm planların, düşüncelerin “Kusura bakma…” sözüyle akamete uğrar. İlk anda algılayamazsın, yanlış duydum zannedersin. Tekrar sorarsın ve cevabı devamıyla beraber işitirsin. “Af edersin kardeşim, normalde kıytırıktan sayılacak ama şu anda çok mühim addedilecek şu işlerim var. Veya arabam bozuk. Ya da şimdi değil de şu zaman vereyim. İpe un sermek de pek zormuş. Arkadaş, uğraştırıp yorma beni.” O böyle dememiş olabilir belki ama sen öyle anlarsın. Başından aşağı kaynar sular dökülür. Belin bükülür, çökersin.

Bu dünyada kimseden bir beklentin olmayacak. Dağ gibi iki oğlum var demeyeceksin mesela. Çünkü dağlara mutlaka kar yağar. Özellikle de güvendiğin dağlara. Yaşlanırsam, hasta olursam kızım bana bakar modunda olmayacaksın. Arkasında “Babam sağ olsun” yazısını gördüğün arabalara imrenmeyecek, “Miras değil alın teri” yazan camların kibrine kapılmayacaksın.

Ben dostumdan …. beklerim.” deme sakın! Edebiyatçılar cümledeki anlatım bozukluğundan girer dostluk hakkında şu kadar cilt kitap okuman gerektiğinden çıkarlar. Zaten beklenti içinde olduğun dostunun dostu da olamazsın ya, o da ayrı mesele.

Seveceksen karşılık beklemeden seveceksin. Sevebilmeyi mahza bir karşılık, bir mükafat olarak göreceksin. Sevgiye verdiğin emeğe saygı beklemeyecek bilakis onun sayesinde bu nimete ulaştığın için sen ona minnettar olacaksın.

Şu kadar “like” alırım, bu kadar “retweet“im olsun, bir o kadar da “yorum” yapılır beklentisi içine girersen sanal dünyanın gerçek kölesi olursun.”Ben bu işi profesyonel olarak yapıyorum. Bloggerım, Youtuberım… İşten para kazanıyorum.” desen de bu defa paranın kölesi olursun. Türlü şaklabanalıklar yapar, karakterinden ödün verirsin.

İbadetini bile Cennet beklentin olmadan yapacaksın. Çünkü yakut köşkte hurilerin elinden şarap içme beklentisine girdiğin anda yatıp kalksan, bir ay aç kalsan, üstüne malının tamamını harcasan da ibadet etmiş olmazsın.

Kimberley-freeman-alinti.jpg
Yazar meslektaşından Robin Sharma’yı destekleyen bir cümle.

İyilik yaptığın birinden asla karşılığını beklemeyeceksin. Ben beklerim diyorsan yapmayacaksın. İyiliği yapıp unutacaksın.İyilik yap denize at; balık bilmezse Hâlık bilir.” sırrına ermek için uğraşacaksın. Hatta sana kötülük bile etse onun nankör oluşu seni üzmeyecek. “İyiliğe iyilik her kişinin kârı; kötülüğe iyilik er kişini kârı.” kaidesince sen iyiliğine devam edeceksin. Zira sana başkasının ne yaptığı sorulmayacak. Bırak o iyiliğin kadrini bilmesin. Varsın alacağın hiçbir alacaklının hakkının kalmadığı güne kalsın.Bu da geçer ya Hû! çekip hayatına kaldığı yerden devam etmesini bileceksin.

Ve günün sonunda beklenti içine gireceğin tek kapının “O KAPI” olduğunu fark edeceksin. O’ndan gayrısının boş, O’ndan başkasının yalan olduğunu müşahede edeceksin. Yaratan dururken yaratılandan beklemenin ne kadar abes olduğunu anlayacaksın.

Arkadaş! Bil ki bu dünyanın en mutlu insanı kimseden beklentisi olmayan adamdır.

Beklenti” üzerine bir yorum

  1. O KAPI” olduğunu fark edeceksin. O’ndan gayrısının boş, O’ndan başkasının yalan olduğunu müşahede edeceksin. Yaratan dururken yaratılandan beklemenin ne kadar abes olduğunu anlayacaksın…

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s